dimanche 22 juillet 2012

"Düsünüyorum öyleyse varim !" ...

Orada bir anit vardi; uzakta..

O Anit, bizim insanlik anitimizdi.

Yiktirdilar..

****

"Düsünüyorum öyleyse varim !" ...

" DESSINE MOI UN FUTUR " ..

Réflexion .....



« La caricature est une arme puissante. Mais une arme sans violence. Elle m’a sauvée. Je suis arrivé en Belgique en 1976 à l’âge de 13 ans, avec mon père et mes frères en fuite. Nous étions réfugiés politiques, mon père avai...t été torturé pendant deux ans dans les prisons turques et il avait été condamné à la pendaison. Etre communiste, à l’époque, c’était pire qu’être terroriste… Enfant, j’étais très bon en lecture parce que mon père me demandait de lui faire une revue de presse avec 4 ou 5 journaux, tous les matins. J’étais le plus rapide, c’était ma grande fierté et j’avais décidé que je serais journaliste à la télévision. Mais arrivé ici, mes rêves se sont effondrés. Ma mère était morte, je ne parlais pas le français, nous étions très pauvres, j’étais en manque de tout et surtout de repères. Et puis, peu à peu, je m’en suis sorti. En 1993, j’ai été touché par l’assassinat d’un journaliste turc, j’ai exprimé ma tristesse avec un dessin. Cette caricature a été primée. Pour la première fois depuis le début de l’exil, je ne me sentais plus vide. J’ai enfin eu l’impression de prendre une part active dans ma vie. Dès ce moment, je n’ai plus cessé de gratter le papier avec des caricatures. C’est ma manière de rester vivant. J’aurais pu continuer à être graphiste pour un patron, mais je sens que ma place est auprès des jeunes, surtout ceux qui sont démunis. Pour moi, la définition de l’art c’est d’être attentif à l’autre. La plus grande pauvreté, n’est pas celle des poches vides mais celle de l’ignorance. Hélas, elle se généralise ! Il y a une génération de jeunes façonnés par la télé et les jeux vidéo, qu’ils soient riches ou pauvres, immigrés ou Belges. Dans beaucoup de famille, on ne lit plus. Je les bouscule. Je les provoque avec mes dessins. Parfois, il y a des discussions franches parce qu’ils ne sont pas d’accord avec mes caricatures. Je les titille sur la tradition, sur les hypocrisies, je les incite à se poser des questions. Je leur dis qu’ils ne doivent pas accepter des vérités toutes faites, que de trouver leurs réponses, ça prend des années, ça passe par beaucoup de lectures, par des visites d’expos… Toutes ces choses qui font réfléchir. J’aime les emmener voir des expositions parce que cela provoque des réactions chez eux, il y a des œuvres qui peuvent bouleverser et vous faire voir la vie différemment. Ce que je voudrais leur transmettre, c’est qu’il y a moyen d’être maître de sa vie. De ne plus accepter qu’on parle d’eux à leur place. Je sais qu’il y a moyen de se débarrasser de ses démons, de s’en sortir. Le dessin est l’une des clés pour y arriver ».


Ismail Dogan, graphiste, caricaturiste et animateur artistique à l’asbl Coin d’art. Coin d’art asbl, 29 rue Van Lint à 1070 Bruxelles.


(Intervieuw par une journaliste dans le cadre de projet
" Dessine moi un futur "..organisé par la COCOF..)

İsmail Doğan (1963-?)

İstanbul'da doğdu. 13 yaşında Belçika'ya geldi. Brüksel Güzel Sanatlar Akademisi'nde reklamcılık ve iletişim alanında eğitim aldı. Hürriyet gazetesinin Belçika İlan Servisin'de uzun yıllar grafiker olarak çalıştı...ktan sonra, 1995'ten itibaren kendi adına çalışmalarına başladı.


"Kardaş" adlı mizah dergisi (Fransızca- Türkçe) 2 yıl yayınlandı.


"Komik.Kom"adlı mizah dergisi (Fransızca) kısa süreli yayınlandı.


İsmail Doğan Karikatürleri, Belçika yerel basınında ve diğer yayın organlarında güncel olarak yayınlanmaktadır. Binfikir Gazetesinde 2009 yılında yayınlanan "Obama" konulu çizgisiyle, Avrupa Basın Karikatürleri yarışmasında ilk 50 finalist arasında yer alarak "Belgium Press Cartoons 2009 "katoloğunda yer aldı.


Belçika'da süregelen 35 yıllık yaşamı, reklam ve basın alanındaki (Gazete reklamı, afiş, logo ve broşür vs... tasarım )çalışmalarıyla devam etmektedir. Şu anda Brüksel'de kardeşiyle beraber kurduğu "Sanat Köşesi Derneği" vasıtasıyla, çocuklara ve gençlere "Karikatür, Hat ve Resim Sanatı"nı sevdirmekle uğraşmaktadır. Yanı sıra, okulların ve sosyal derneklerin isteği üzerine "Sanatsal Animasyonlar" organize etmektedir.

vendredi 20 juillet 2012

Ramadan in Syria !..

Suriye bugün pis bir savasin esiginde..halk bir yandan diktatör rejimin silahlari altinda inliyorsa, diger yandan da,emperyalizmin kusatmasi al...tinda,ramazani kutluyor..minarelerden ezan sesleri yerine ,rusya ve çin'den alinan kalasnikoflarin ugultusuyla namazini kiliyor..çizgim bunadir..yanlis anlayanlara duyurulur !..



.......


aujourd'hui la syrie est dans une salle guerre provoquée par les pays impérialistes pour leur intêrets au moyen-orient..entre temps le peuple qui prie sous les balles des deux camps..les minarets sont des kalasnikof vendu par les russes et les chinois au régime dictatorial de Asad..

Ramadan in Africa !..

jeudi 19 juillet 2012

facebook camii




abdestinizi burada alip, namazinizi rahatça kilabilirsiniz klavye basinda..:)

Hosgeldin Ramazan..!

                                                Hosgeldin Ramazan..

                                                Welcome Ramadan

                                               Bienvenue Ramadan

                                                      نرحب رمضان

Kamikaze...

                                                     THE FLAME OF PARADISE....

Welcome Ramadan !.. ( SYRIA )

samedi 14 juillet 2012

BELCIKA DA SECIMLER !..






Her önüne gelenin bir partiden aday oldugu,

Belçika'da ,14 Ekimdeki Belediye seçimlerinde,, ben de aday olup ,Ankara'ya veya Istanbul'a gidip dost , hemseri ne varsa toplasam mi diyordum ...:)
Pelerinim, sapkam ve palyaço burnukla çikacagim... halkin karsina oy için..:))

" insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,..
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir..

 


 Belçika'daki seçimler için Belçika asilli, Türk adaylar Türkiye'de!..

ŞOSE DAĞ'indan EMIRDAĞ’ina...

 



Oyunuz bana hemserim !..
Belçika'da yapilacak 14 Ekim seçimleri için Türk asilli adaylar ..
Belçika'da seçilebilmek için, taa Emirdaginda oy avina çikarlar..
Bu da Belçika'ya özel kampanya sekli..
Siyasete girip de, bi türlü siyasetçi olam...ayan adaylar,
Hemsericilik üzerinden oy kapmaya çalisirlar..
Bende tersini yapacagim..
Türkiye'de Cumhurbaskanligi seçimlerine taa Belçika'dan aday olacagim..!
Pelerinim, sapkam ve palyaço burnukla çikacagim halkin karsina oy için..
Fransa'da ünlü mizahçi ve oyuncu Michel Coluche gibi, bende sirf onlara nanik yapmak için aday olacagim....
sapkamdan kus çikaracagim onlara !..
Siyaset nasil yapilirmis görsünler ..:) 

mercredi 11 juillet 2012

NO COMMENT !...

yazisiz çizersem, çizgilerimi herkes anlayacak...

çünkü dünya sadece Türkiye'den ibaret degil !...

lundi 9 juillet 2012

CHARLIE HEBDO 20 YAŞINDA

Diktatörleri tiye alan dergi

Fransa’nın önde gelen mizah dergilerinden ‘Charlie Hebdo’ 20. yaşını kutluyor.


Kökeni efsanevi ‘Hara-Kiri’ dergisine uzanan ‘Charlie Hebdo’, 20. yıl özel sayısında baskıcı dini, akeri ve siyasi iktidarların temsilcilerini karikatürize ediyor.



Fransa’nın en önemli haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo 20 yaşında.


20. yaşını 1046. sayısının yanı sıra, “1992-2012 Charlie Hebdo” başlıklı bir derleme özel sayıyla da kutlayan derginin, Cabu imzalı kapağında baskıcı dini, askeri ve siyasi iktidarların dünya üzerindeki temsilcileri karikatürize ediliyor. Son sayısının kapağı ise eşcinsel evlilikleri yasallaştırmayı öngören sosyalist iktidara bir mesaj niteliğini taşıyor: “Gay evlilik artık aşıldı, Gay boşanmaya bakalım!”




Haftada ortalama 100 bin adet basılan, 15 bin abonesi, 45 bin bayi satışıyla birçok haftalık derginin imrenebileceği bir düzeyde yayın hayatını sürdüren derginin kökleri ise bilindiği gibi 1960’da Georges Bernier ile François Cavanna’nın başını çektiği Hara-Kiri’ye kadar uzanıyor.
Dergiye katılan Francis Blanche, Cabu, Fred, Gébé, Topor, Wolinski gibi isimlerle yarım yüzyıl Fransız mizah yayıncılığına damgasını vuran dergi, önce 1961’de yasaklanıyor, 1966’da yeniden açılıyor. 1970’te bu kez General De Gaulle öldüğünde yaptıkları kapaktan ötürü kapatılıyor. Derken Hara-Kiri’nin kurucularından Cavanna, Amerikan çizgi-roman kahramanı Charlie Brown’dan esinlenerek Charlie Mensuel adlı bir dergi yayımlamaya başlıyor. Sonunda Hara-Kiri yasaklanınca, Charlie Mensuel de Charlie Hebdo’ya dönüşüyor.
70’li yılların özgürlük ortamında popüler bir referans yayınına dönüşen dergi, özellikle 1974’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fransızları çekimser oy kullanmaya çağırıyor. 1981’de Fransa’da ortak sol iktidara gelinceye kadar sol muhalefetin resmi hiciv yayın organı gibi mücadele veriyor. Ortak sol hükümetle birlikte varlık nedenini yitiren dergi, 580. sayısıyla yayın hayatına son veriyor.
1982’de yöneticilerin arasında yaşanan bir polemik sonucu kamuya “cevap hakkı” gerekçesiyle 582. sayısının yayımlandığı dergi, 1992’de Philippe Val ve eski takımdan Cabu ile Wolinski’nin girişimi ve ünlü şarkıcı Renaud’nun da mali desteğiyle yeniden doğuyor.
Zaman zaman mali sıkıntılar yaşasa da “ısıran, tahriş eden” mizahıyla milliyetçi, muhafazakâr çevrelerin tehdidi altında 20 yılı geride bırakan derginin belleklerden silinmeyecek bir olay ise 2006’da başlayan “Muhammed Karikatürleri” sürecinin sonucunda 2011’de derginin bürolarının molotofkokteyli saldırısına uğramasıydı. Kundaklamanın ardından “Charia (Şeriat) -Hebdo” başlıklı bir sayı yayımlayan dergi, özgürlük mücadelesinden ödün vermeden yoluna devam ediyor.
haber  :
 http://www.oburmizah.com/

Conformisme !..

samedi 7 juillet 2012

by EMRE YILMAZ ( ANKARA / TURKEY )


Ismail Dogan

YEREL BASINDAN AYRILISIM !..



ANNEME BASIN DA ÇALIŞTIĞIMI SÖYLEMEYĺN !..




Çok iyi hatırlarım..Evde her sabah en erkenden kalkar evin kahvaltı ihtiyaçlarını almaya bakkala, beni gönderirdi annem !..Bu ihtiyaçlardan ayrı beyin ihtiyacı olan okumak için de, her sabah eve Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman ve Günaydın gazetesi alırdım.
Babam ise yataǧa uzanır ve ‘’ Haydi, іsmail oğlum !..Gel bakalım
şu gazete başlɪklarɪnɪ oku bana ‘’ derdi. Ve ben her sabah, babama gazete bașlıklarını okumadan kahvaltıya oturamazdım..
ĺlk seferleri istemiye, istemiye, eğrile, büǧrüle, nerdeyse zorla, okuduğum gazete bașlıklarına zamanla alıșmaya ve hatta gittikçe severek bile okumaya başlamıştım.
Benim bu halimden babam da zevk almış olacak ki ; ‘’ Oh be ! oğlum..
ne kadar da güzel okuyorsun valla, diyerek beni de pohpohlardı..
Ben bu işi o kadar da ciddiye almaya başlamıştım ki, artık, televizyon sunuculuguna soyunmayı bile hayal ediyordum.
Babamız, bazen tüm abi ve kardeşlerimi toplar, aramızda en hızlı ve anlaşılır bir şekilde kim daha iyi okuyanımızı seçmek için bir yarışma bile düzenlerdi.
Bizi yarıştırır ve malûm bendeniz, yarışmayı açık farkla kazanırdım. ! ĺnanmazsanız gidin sorun
Bu konuyu benim bayaǧı ciddiye aldığımı gören babam, tanıdığı bir yayınevi sahibi, yazar arkadaşının yanında, beni basın’ın kalbinin attığı yer olan Babîali’de kitapçı dükkanına çırak olarak işe aldırır.Dükkanın tam karşısındaki Hürriyet binası hemen ilgimi çekmişti bile..
Benim çalıştığım‘’ÖNCÜ KĺTABEVĺ‘’ de, zamanın en tanınmış yayınevlerinden biriydi…..Sırtımda ve ellerimde kitaplarla, bir o yayınevi, bir bu yayınevine koşturur dururdum Babîali’de..
Kitap sevgisini, mürekkep kokusunu, buralarda çektim ben içime..
Ve bir gün sabaha karşı, ateşe verdiler, yaktılar o güzelim kitapları, tüm dükkanla beraber..

Gittikçe hava kurşun gibi ağırlaşıyordu, Babîali’nin üzerinde..

Daha sonra da öğrendim ki, benim patronum olan ‘’ ÖNCÜ KĺTABEVĺ‘’ nin sahibi Zeki ÖZTÜRK, yazdığı ‘’Komünizm ve Kadın’’ adlı kitabı yüzünden yüzlerce yıla hapsolmuştu..
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, çalıştığım kitabevini bile yakmışlardı.
O zamanlar..
Kitaplar yakılıyor,devrimciler, aydınlar,yazarlar, çizerler, kim varsa teker, teker toplanıp, hapislere atılıp, ișkenceden geçiriliyor ve idam ediliyordu !..
Okumanın,yazmanın ve çizmenin Türkiye’de ne kadar da, birer tehlikeli madde olduklarını gördüm.
Babîali deki çıraklık deneyimimden sonra, mahallem olan Bayrampașa’nın çamurluǧuna geri dönmüstüm.
Basından’’ böylelikle, bu tehlikeli maddeden kurtulmuș oldum..’’ der demez, kendimi, sokaklarda
‘’ Haydiiii !..Tercüman, Saklambaç, Gün, Kelebek,yarın kiiiiiiii !!…. diye,
baǧıra, baǧıra gazete satarken bulmuștum!..
Rahmetli annem, beni böyle evimizin camından koștururken görünce ;
‘’ Ben oğlumu böyle eziyetli iște, çalıștırtmam !..’’ diyerek, ișime son verdirmiști.
Artık, basın gibi, böylesi tehlikeli ișlerle uğraşmayacaktım, fakat mürekkeb müptelası olmuşum bir kere..Neyse ki evimize giren gazetelerden alıyordum artık bu eksikliği.

Taa ki Belçika’ya gelene kadar..

Artık genç bir delikanlı olmuștum !..

Militanlık dönemi bașlamıștı benim için. Dünya’yı kurtarmaya aday olmuștum !..Zamanla baktım ki, etrafımda ki yoldașlar, kendilerini kurtamaya çalıșıyorlar, ben de, dünya’yı başka taraftan kuşatmaya soyundum..FGTB sendikasının Türkçe olarak çıkardığı “ POSTA “ gazetesinin daǧıtımını yaparken, bu sefer de, 80’li yıllarda, Almanya’dan yayınlanan, Cumhuriyet gazetesi yazarı Aydın Engin’in sürgünde iken, çıkardığı” TÜRKіYE POSTASI” gazetesine, gönüllü muhabir olarak Belçika’dan haber ve röportaj iletiyordum..Ayrıca buradan Türkiye’de o zamanlar yayınlanan “Aydınlık”gazetesinde, usta çizer Semih Balcıoğlu, aracılığıyla, çizgilerim yayınlanıyordu. Hem militanlık, hem çizerlik hem de basın işlerine kaptırmıştım tekrar kendimi..
Alışmıs kudurmuştan betermiş’’ derler ya !..Kolunu bi kaptırdın mı ..
Artık hızlı devrimcilik dönemi bitmeye başlıyor du benim için..

Kendimi en iyi ifade edebileceğim alana yani tamamen sanata yönelerek, karikatür çizerek duygularımı ifade edip, mücedeleme bu araçla devam edeceğime karar vererek, bu deneyimlerimden sonra ‘’ Ben artık tek başına basıncılık oynamaya mizah dergim “ KARDAS”la.başladım.

Sonra uzun yıllar Hürriyet ĺlan servisi’nde grafiker olarak çalıştıktan sonra, yıllardır da, Belçika yerel basında, uluslarası dergi ve sitelerde çizgilerim yayınlanmakta.. Bana “іsmail, sen keriz misin oğlum ?, niye beleșe çizgilerini veriyorsun ’’ diyen çok oldu..

Herșeyin parayla ölçülemiyeceǧini, ve bazı deǧerlerin parayla da satın alınamıyacağını bilmeliyiz. Fakat her verilen emeğin de bir karșılığı oldugunu da. Bir sanatçı olarak topluma olan duyarlılıgım ve sorumluluğumdur beni üretken yapan.
Manevi karșılıgını ben fazlasıyla alıyorum.
Ben daha on yașımdan beri mürekkebi damardan vurmușum bi kere, ama kendime hiçbir zaman ben gazeteciyim de demedim..ama bir karikatürcünün aynı zaman da da bir editoryalist olduğunun bilincindeyim.. Zamanın usta gazetecisi, ünlü yazar ve çizer Altan Erbulak, Milliyet gazetesinde sorumlu iken, gazetenin tüm çizerlerini seçim alanlarına yollar, halkın nabzını almak için, karikatürcülerine güvenirdi..O değerli ustanın bu insiyatifi diğer karikatürcülerin de basında daha çok yer almasını sağladı.

Her üreten insan gibi bende yaptığım işlerde artılarım ve eksilerimle, bu kadarını başarabildim.Fakat her yaptığım işin arkasında oldum.
Bizim “Binfikir gazetesi”ndeki arkadaşlarımın da beni, o kadar tersoluklarıma rağmen atacakları yok!.
Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nden ( ATGB ) basın kartı bile verdiler üstelik..
Neler yaptɪysam da bir türlü kurtulamadım bu basından.
Madem ki böyle,
Ve ben artik , yerel basında kendi kendimin işine son veriyorum !..
Anneme söyleyin!..
Ben artık yılların mürekkep bağımlısı olarak, şu andan itibaren , bu basından kurtulmak için dezentoksikasyon tedavisine başladım !..

Ismail Dogan………..
4/05/2009
https://www.facebook.com/notes/ismail-dogan/yerel-basindan-ayrilisim-/206758136665

vendredi 6 juillet 2012

EBRU ART !..

                                                   Ebru üzerine Hat yazi denemesi...



AVRUPA'DAKİ YÜZ AKIMIZ KARİKATÜRİST
İSMAİL DOĞAN'A


... .


ismail
gölgen hat sanatı, keskin çizgilere vurulmuş
yumuşacık insin diye bekler yürekler...
göz perdelerimize iniver
geç kalma


çizgin sabırsızdır bilirim
her gidiş akşama yavru güvercin
sabaha kanat çırpmış anne üveyik
dikenli teller ardında kalmayı sevmez
dudağında özgürlük şarkısı


çizgin nazım kokar piraye koynunda da olsa
gurbetliğin brüksel sokaklarına sığmaz
çıkmaz sokakların yok ki senin
zaptedilmezsin
özgür kanatlı kartalken oralarda
Barış erdoğan

jeudi 5 juillet 2012

virtual expression !...

smile&sadness



Bu sanal ortamda gülmeyi, aglamayi bile yaziya döktük..
bir de çizelim dedik..:)

DEPENDENCE !..



we're all addicted to something...

FESTIVAL FORT FIESTA / HOBOKEN (BELGIUM )


Hoboken festivalinde Arjantinli dans grubunun sahne showuna davet edildigimde bana ne yapicaklarini merak ediyordum..:)



agzima bir çubuk sikistirdilar..:)) Ve siddetle mahrem yerimi korumam istendi..
Ve bu dansörde benim agzimdaki çubugu elindeki ipin topuyla vuruyor..
Korkudan grimace yapmayi tercih ediyorum..:)


Bende ipi salladim...

Festivalde yer alan Alla Turca müzik grubu dostlarimla beraber !..
Ebru sanatçisi arkadasim Demet ünlü Ancion ile..
Hat standi..
Hazirim !..:)