KARIKATORIAL

KARIKATORIAL
Tanitim

jeudi 4 juin 2015

NAZIM HİKMET'İ ANMAK / ANLAMAK...


NAZIM HİKMET'İ ANMAK / ANLAMAK
" Dün, (3 Haziran 20015) Kartal'da bir grup arkadaşla Türk dilinin en büyük ustası; özgürlüğün, kardeşliğin, emeğin, sevginin, özlemin... şairi Nazım Hikmet'i andık.
Dursun Özden arkadaşın, özenle yapmış olduğu sunumla; O'nun Moskova'da gecen yıllarının bir bölümünden, Küba ziyaretine uzanan yolculuğuna ait anekdotlar, anılar
dinledik.Anlatılanlarla kimi zaman hüzünlendik ama çokça da gururlandık.
Hüzünlendik, çünkü acılarla dolu bir yaşamın öyküsünü dinledik. Çokça gururlandık, çünkü ne mutlu bize ki Nazım gibi bir ozana sahiptik. Bir kez daha anladık ki;
O, asla ve asla "özünden ödün vermeyen" bir şairdi.
Ne pahasına olursa olsun kendi özüne sadık kalan; inandığı değerlere (özgürlük gibi, eşitlik gibi, sevgi gibi, aşk gibi, yurt severlik gibi...) ölümüne inanan ve bu değerleri can pahasına koruyan bir ozan.
Biz Nazım'ı zaten anlamıştık ya bir kez daha anladık ki; dilimize bunca sahipsek eğer bunda en büyük pay onundur. Emeğe karşı saygımız varsa ve emek bizim için en büyük değerse bu inancımızın pekişmesinde hak sahibidir. Yurt severlik bir insanın en büyük hasletlerinden biriyse eğer; O'nun yurt severliği bize en iyi örnektir.
O, yurdunu, ulusunu dilini en iyi öven; sevdiğini taparcasına seven, öfkesi varsa asla gizlemeyen, diktatör bile olsa baş eğmeyendir. O, en sıradan insanların kahramanlıklarını gören ve onların destanını yazandır. O, krallara soytarılık edenlere en çok kızandır. Her şeyden önemlisi; tepeden tırnağa vicdandır, sözün kısası, insan oğlu insandır. Hiroşima'ya ağlayandır, dünya kardeşliğine inandır, kavgasına yiğitçe soyunandır. "Sen yanmasan/ Ben yanmasam/ Biz yanmasak/ Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" diyen ve aydınlık için sahiden yanandır. Nazım Hikmet, candır.
O'nun hala yurduna hasreti vardır. Bir şiiri var ki ne zaman okusam içimi sızlatır ve beni ağlatır.
" Yürek değil de çarıkmış bu, manda gönünden,
teper ha babam teper
paralanmaz
teper taşlı yolları.
Bir vapur geçer Boğaz'a doğru,
uy Karadeniz'in gümüş telleri,
Nazım usulcacık okşar vapuru
yanar elleri...


Bir kez daha anladık ki; baştan ayağa hasrettir Nazım. Baştan ayağa hasret; bu yurdun dağına toprağına. Ama ne büyükmüş ki meğer; sığdıramadık onu bu vatan toprağına. Ama bir biz değil , dünya hayrandır ona. Hep ışıklar içinde ola..."
Durmus Türker

Aucun commentaire:

Enregistrer un commentaire